1 Ağustos 2009 Cumartesi

Kelly Clarkson - I Do Not Hook Up ( Türkçe Çevirisi )





















Oh, sweetheart put the bottle down, you've got too much talent
Oh, tatlım bırak artık içmeyi, sen çok yeteneklisin

I see you through those bloodshot eyes
Bunu kanlanmış gözlerinden görebiliyorum
There's a cure, you've found it
Bir ilaç var, sen onu buldun

Slow motion sparks, you've caught that chill, now don't deny it
Ağır çekim kıvılcımlar,üşüttün, şimdi inkar etme
But boys will be boys, oh, yes they will
Ama erkek erkektir, ah, evet öyledir
They don't wanna define it
Açıklamak istemezler

Just give up the game and get into me
Sadece oyunu bırak ve aklıma gir
If you're looking for thrills then get cold feet
Eğer heyecan arıyorsan sonrasında korkarsın

Oh, no I do not hook up, up I go slow
Oh, hayır bağlanmayacağım, yavaştan alacağım
So if you want me I don't come cheap O yüzden eğer beni istiyorsan, ucuza gitmem
Keep your head on my hand and your heart on your sleeve
Elini elimde tut ve kalbin yerinde kalsın

Oh, no I do not hook up, up I fall deep
Oh, hayır bağlanmayacağım, gerin düşerim
'Cause the more that you try the harder I'll fight to say goodnight
Çünkü dahası sen zorlamayı denersen iyi geceler demek için savaşacağım

I can't cook, no but I can clean up the mess you left
Yemek yapamam, hayır ama bıraktığın pisliği temizleyebilirim
Lay your head down and feel the beat as I kiss your forehead
Başını aşağı yatır ve kalp atışlarını hisset alnından öpüyorken
This may not last but this is now so love the one you're with
Bu son olmayabilir ama şimdi bu o yüzden kiminleysen sev onu

You wanna chase but you're chasin' your tail
Kovalamak istiyorsun ama kendi kuyruğunu kovalıyorsun
A quick fix won't ever get you well
Acele bir çözüm seni asla iyi yapmayacak
Oh, no I do not hook up, up I go slow
Oh, hayır bağlanmayacağım, yavaştan alacağım
So if you want me I don't come cheap O yüzden eğer beni istiyorsan, ucuza gitmem
Keep your head on my hand and your heart on your sleeve
Elini elimde tut ve kalbin yerinde kalsın

Oh, no I do not hook up, up I fall deep
Oh, hayır bağlanmayacağım, gerin düşerim
'Cause the more that you try the harder I'll fight to say
Çünkü dahası sen zorlamayı denersen söylemek için savaşacağım

'Cause I feel the distance between us
Çünkü aramızdaki mesafeyi hissediyorum
Could be over with the snap of your finger, oh, no
Bir parmak işaretinle sona erebilirdi, oh, hayır

Oh, no I do not hook up, up I go slow
Oh, hayır bağlanmayacağım, yavaştan alacağım
So if you want me I don't come cheap O yüzden eğer beni istiyorsan, ucuza gitmem
Keep your head on my hand and your heart on your sleeve
Elini elimde tut ve kalbin yerinde kalsın

Oh, no I do not hook up, up I fall deep
Oh, hayır bağlanmayacağım, gerin düşerim
'Cause the more that you try the harder I'll fight to say
Çünkü dahası sen zorlamayı denersen söylemek için savaşacağım
'Cause the more that you try the harder I'll fight to say goodnight
Çünkü dahası sen zorlamayı denersen iyi geceler demek için savaşacağım

Oh, sweetheart put the bottle down, you've got too much talent
Oh, tatlım bırak artık içmeyi, sen çok yeteneklisin

Lily Allen - 22 (Türkçe Çevirisi)




















when she was 22 the future looked bright
22 yaşında olduğu zaman geleceğe parlak bakar
but she's nearly 30 now and she's out every night
fakat şimdi yaklaşık 30 ve her akşam dışarıda
i see that look in her face she's got that look in her eye
Onu yüzünü görüyorum onun onun gözünde o bakış var
she's thinking how did i get here and wondering why
O düşünüyor ki nasıl buraya geldim ve neden olduğunu merak ettim

it's sad but it's true how society says
Üzüldü fakat milletin dediği gerçektir
her life is already over
Onun yaşamı zaten bitti
there's nothing to do and there's nothing to say
Bu konuda yapılacak ve söylenecek bir şey yok
til the man of her dreams comes along picks her up and puts her over his shoulder
Onun rüyalarındaki adama kadar onun seçimleri ilerledi ve onun omzunun üstüne koydu
it seems so unlikely in this day and age
Bugün pek mümkün görünmüyor

she's got an alright job but it's not a career
Onun iyi bir işi var ama bu bir kariyer değil
wherever she thinks about it, it brings her to tears
Her nerede onu düşünürse,o gözyaşlarını bırakır
cause all she wants is a boyfriend
Çünkü o bir erkek arkadaş ister
she gets one-night stands
Bir gecelik ilişki bulur
she's thinking how did i get here
O düşünür ki ben nasıl buraya geldim
i'm doing all that i can
Ben her şeyi yapabilirim

it's sad but it's true how society says
Üzüldü fakat milletin dediği gerçektir
her life is already over
Onun yaşamı zaten bitti
there's nothing to do and there's nothing to say
Bu konuda yapılacak ve söylenecek bir şey yok
til the man of her dreams comes along picks her up and puts her over his shoulder
Onun rüyalarındaki adama kadar onun seçimleri ilerledi ve onun omzunun üstüne koydu
it seems so unlikely in this day and age
Bugün pek mümkün görünmüyor

it's sad but it's true how society says
Üzüldü fakat milletin dediği gerçektir
her life is already over
Onun yaşamı zaten bitti
there's nothing to do and there's nothing to say
Bu konuda yapılacak ve söylenecek bir şey yok
til the man of her dreams comes along picks her up and puts her over his shoulder
Onun rüyalarındaki adama kadar onun seçimleri ilerledi ve onun omzunun üstüne koydu
it seems so unlikely in this day and age
Bugün pek mümkün görünmüyor

The Fray - Never Say Never ( Türkçe Çevirisi )

















Some things we don't talk about
Konuşmak istemediğimiz bazı şeyler
Better do without
Olmadan daha iyi
Just hold a smile
Sadece gülümse
We're falling in and out of love
Aşık oluyoruz ve küsüyoruz
The same damn problem
Aynı lanet problem

Together all the while
Bir arada olduğumuz tüm zaman boyunca
You can never say never
Asla, asla diyemezsin
When we don't know why
Nedenini bilmediğimizde
Time and time again
Zaman zaman yine
Younger now then we were before,
Şimdi eskisinden daha genciz

Don't let me go,
Gitmeme izin verme
Don't let me go,
Gitmeme izin verme
Don't let me go,
Gitmeme izin verme
Don't let me go,
Gitmeme izin verme
Don't let me go,
Gitmeme izin verme
Don't let me go,
Gitmeme izin verme

Picture you're the queen of everything
Her şeyin kraliçesi olduğun resim
As far as the i can see
Görebildiğimden uzakta
Under your command
Senin egemenliğin altında
I will be your guardian
Gardiyanın olacağım
When all is crumbling
Hepsi parçalandığında
Steady your hand
Kafandaki değişmezliğin

You can never say never
Asla, asla diyemezsin
When we don't know why
Nedenini bilmediğimizde
Time and time again
Zaman zaman yine
Younger now then we were before,
Şimdi eskisinden daha genciz

Don't let me go,
Gitmeme izin verme
Don't let me go,
Gitmeme izin verme
Don't let me go,
Gitmeme izin verme
Don't let me go,
Gitmeme izin verme
Don't let me go,
Gitmeme izin verme
Don't let me go,
Gitmeme izin verme

We're falling apart
Parçalara ayrıldık
And coming together again and again
Ve tekrar bir araya geldik yine yeniden
We're coming apart
Ayrıldık
But we hold it together
Ama beraber tuttuk
Hold it together, together again
Beraber tuttuk, beraber tuttuk

Don't let me go,
Gitmeme izin verme
Don't let me go,
Gitmeme izin verme
Don't let me go,
Gitmeme izin verme
Don't let me go,
Gitmeme izin verme
Don't let me go,
Gitmeme izin verme
Don't let me go,
Gitmeme izin verme (x2)

La Roux - Bulletproof (Türkçe Çevirisi)





been there, done that, messed around
Orada oldu,böyle yapıldı,karmaşık çevre
i'm having fun don't put me down,
Eğleniyorum,sakın beni aşağı çekme,
i'll never let you sweep me off my feet,
Süpür ayaklarımın altını senden izin almayacağım,
i won't let you in again, the messages i've tried to send,
Senden izin almak istemiyorum yeniden,mesaj göndermekten sıkıldım,
my informations' just not going in,
Bilgilerim sana henüz gitmiyor,
burnin' bridges shore to shore, i'll break away from something more,
Sahilden sahile köprüler yanıyor,bir şeylerden daha çok kaçacağım,
i'm not to not to love until it's cheap,
Ucuzlayana kadar aşık değilim değilim,
been there, done that, messed around,
Orada oldu,böyle yapıldı,karmaşık çevre
i'm having fun don't put me down,
Eğleniyorum,sakın beni aşağı çekme,
i'll never let you sweep me off my feet,
Süpür ayaklarımın altını senden izin almayacağım,

this time baby i'll be bulletproof
Bu defa bebeğim kurşun geçirmeyeceğim
this time baby i'll be bulletproof
Bu defa bebeğim kurşun geçirmeyeceğim

i won't let you turn around,
İzin istemek istemiyorum senin çevrenden,
and tell me now i'm much too proud,
Ve söyle bana şimdi gururum daha fazla
to walk away from something when it's dead,
Bir şey ölü olduğu zaman uzaklaş,
do do do your dirty words come out to play when you are heard?,
Kirli kelimelerini yap yap yap ne zaman oynamak için dışarıya çıktığını duyacaksın?
there's certain things that should be left unsaid,
Kalan bahsedilmemiş kesin şeyler vardır,
tick tick tick on the watch and life's too short for me to stop,
İzlerken doğrula doğrula doğrula ve benim durmam için yaşamın çok kısa,
oh baby, your time is running out,
Ah bebeğim,senin zamanın doldu,
i won't let you turn around,
İzin istemek istemiyorum senin çevrenden,
and tell me now i'm much too proud,
Ve söyle bana şimdi gururum daha fazla
all you do is fill me up with doubt,
Senin yaptıklarının hepsi şüpheyle beni doldurmak,

this time baby i'll be bulletproof
Bu defa bebeğim kurşun geçirmeyeceğim
this time baby i'll be bulletproof
Bu defa bebeğim kurşun geçirmeyeceğim
this time baby i'll be bulletproof
Bu defa bebeğim kurşun geçirmeyeceğim
this time baby i'll be bulletproof
Bu defa bebeğim kurşun geçirmeyeceğim

bridge
Köprü

this time baby i'll be bulletproof
Bu defa bebeğim kurşun geçirmeyeceğim
this time baby i'll be bulletproof
Bu defa bebeğim kurşun geçirmeyeceğim
this time baby i'll be bulletproof
Bu defa bebeğim kurşun geçirmeyeceğim
this time baby, this time baby
Bu defa bebeğim,bu defa
this time baby, this time
Bu defa bebeğim,bu defa
this time baby, this time baby
Bu defa bebeğim,bu defa bebeğim
this time baby, this time.
Bu defa bebeğim,bu defa.

Eminem - Beautiful ( Türkçe Çevirisi )




















Lately I've been hard to reach I've been too long on my own
Son zamanlarda ulaşılmazdım uzun süredir kendi başımaydım
Everybody has a private world
Herkesin bir özel hayatı var
Where they can be alone
Yalnız olabileceği bir yerde
Are you calling me,are you trying to get through
Bana mı sesleniyorsun, üstesinden gelmeye mi çalışıyorsun?
Are you reaching out for me, I'm reaching out for you
Bana el mi uzatıyorsun, ben sana elimi uzatıyorum

I'm just so fuckin' depressed I just can seem to get out this slump
Ben sadece depresifim Bu çöküşten çıkabilir görünüyorum
If I could just get over this hump
Eğer sadece bu iç sıkıntısından kurtulabilseydim
But I need something to pull me out this dump
Ama beni bu çöplükten çekecek bir şeye ihtiyacım var
I took my bruises, took my lumps
Yaralarımı aldım, parçalarımı aldım
Fell down and I got right back up
Düştüm ve tekrar ayağa kalktım
But I need that spark to get psyched back up
Ama bu kıvılcıma ihtiyacım var heyecanlanmam için yeniden
In order for me to pick that mic back up I don't know how I pry away
Bu mikrofonu tekrar almam için nasıl gözetlediğimi bilmiyorum
And I ended up in this position I'm in I starting to feel distant again
Ve sona erdirdim içinde bulunduğum durumu Yine ilgisiz hissetmeye başladım
So I decided just to pick this pen Up and tried to make an attempt to vent
O yüzden bi kalem aldım ve içimi boşaltmaya çabaladım
But I just can't admit Or come to grips, with the fact that I may be done with rap
Ama sadece kabullenemem ya da kavramaya çalışıyorum,bu gerçeği, belki de rap ile işim bitti
I need a new outlet I know some shits so hard to swallow And I just can't sit back and wallow
Yeni bir çıkışa ihtiyacım var Biliyorum bazı bokları yutmak zor ve ben sadece arkama yaslanıp yuvarlanamam
In my own sorrow But I know one fact I'll be one tough act to follow
Kendi derdimde ama bir gerçeği biliyorum ki izlenmesi zor bir davranış olacağım
One tough act to follow I'll be one tough act to follow Here today, gone tomorrow
İzlenmesi zor bir davranış izlenmesi zor bir davranış olacağım Bugün de yarın da
But you have to walk a thousand miles
Ama binlerce mil yol kat etmen gerek

In my shoes, just to see What it's like, to be me I'll be you, let's trade shoes
Ayakkabılarımda, Neye benzediğini görmek, benim gibi olmanın,hadi ayakkabılarımızı değiştirelim
Just to see what I'd be like to Feel your pain, you feel mine Go inside each other's mind
Sadece acını hissetmekten hoşlandığımı görmek için, sen benimkileri hisset Kendi kafalarımızın içine girelim
Just to see what we find Look at shit through each other's eyes
Sadece birbirimizin gözlerinde ne bulacağımızı görmek için, bu boka birbirimizin gözünden bakalım

But don't let 'em say you ain't beautiful OoOo They can all get fucked.
Ama kimsenin senin güzel olmadığını söylemesine izin verme, Cehenneme kadar yolları var
Just stay true to you sOoOoo Don't let 'em say you ain't beautiful
Kendi doğrunla kal o yüzden onların güzel olmadığını söylemesine izin verme
OoOo They can all get fucked. Just stay true to you
Cehenneme kadar yolları var.Sadece kendi doğrunla kal.

I think I'm starting to lose my sense of humor
Sanırım espri anlayışımı kaybetmeye başladım
Everything is so tense and gloom
Her şey çok gergin ve kasvetli
I almost feel like I gotta check the temperature in the room Just as soon as I walk in
Neredeyse odadaki sıcaklığı kontrol etmem gerekiyor gibi hissediyorum içeriye girer girmez
It's like all eyes on me So I try to avoid any eye contact
Sanki bütün gözler benim üzerimde O yüzden herhangi bir göz temasından kaçınıyorum
Cause if I do that then it opens a door to conversation
Çünkü eğer yaparsam ardından bir konuşma gelecek
Like I want that... I'm not looking for extra attention
Sanki ben istiyormuşum gibi..Ben ekstra bir ilgi aramıyorum
I just want to be just like you Blend in with the rest of the room
Sadece senin gibi olmak istiyorum Odanın geri kalanıyla uyum sağlamak
Maybe just point me to the closest restroom I don't need fucking man servant
Belki de bana sadece banyoyu işaret et Boktan bir hizmetçiye ihtiyacım yok
Tryin to follow me around, and wipe my ass Laugh at every single joke I crack
Her yerde beni izlemeye çalışır, ve kıçımı yalar Yaptığım her bir espride
And half of them ain't even funny like
Ve yarısı komik bile değiller
Ahh Marshall, you're so funny man, you should be a comedian, god damn
Ahh Marshall, sen çok komik bir adamsın, bir komedyen olmalısın, tanrım kahretsin
Unfortunately I am, but I just hide behind the tears of a clown
Ne yazık ki öyleyim, ama sadece bir palyaçonun gözyaşlarının ardına saklanıyorum
So why don't you all sit down Listen to the tale I'm about to tell
O halde neden hepiniz oturup anlattığım hikayeyi dinlemiyorsunuz
Hell, we don't have to trade our shoes
Kahretsin, Ayakkabılarımızı değiştirmek zorunda değiliz
And you don't have to walk no thousand miles
Ve binlerce mil katetmeniz gerekmiyor

In my shoes, just to see What it's like, to be me I'll be you, let's trade shoes
Ayakkabılarımda, Neye benzediğini görmek, benim gibi olmanın,hadi ayakkabı ticareti yapalım
Just to see what I'd be like to Feel your pain, you feel mine Go inside each other's mind
Sadece acını hissetmekten hoşlandığımı görmek için, sen benimkileri hisset Kendi kafalarımızın içine girelim
Just to see what we find Look at shit through each other's eyes
Sadece birbirimizin gözlerinde ne bulacağımızı görmek için, bu boka birbirimizin gözünden bakalım

But don't let 'em say you ain't beautiful OoOo They can all get fucked.
Ama kimsenin senin güzel olmadığını söylemesine izin verme, Cehenneme kadar yolları var
Just stay true to you sOoOoo Don't let 'em say you ain't beautiful
Kendi doğrunla kal o yüzden onların güzel olmadığını söylemesine izin verme
OoOo They can all get fucked. Just stay true to you
Cehenneme kadar yolları var.Sadece kendi doğrunla kal sOoOoo

Nobody asked for life to deal us
Kimse hayat için bizimle anlaşmadı
With these bullshit hands they've delt
Dağıttıkları bu kahrolası ellerle
We have to take these cards ourselves
Bu kartları almamız gerek kendi başımaza
And flip them, don't expect no help
Ve çevir onları, hiç yardım bekleme
Now I could have either just
Şimdi ikisine de sahip olabilirdim sadece
Sat on my ass and pissed and moaned
Kıçımın üstüne oturup yakınıp dururdum
But take this situation in which I'm placed in
Ama katlanıyorum yerleştirildiğim bu duruma
And get up and get my own
Ve kalkıp kendim aldım
I was never the type of kid
Asla bir çocuk olmadım
To wait by the door to unpack his bags
Onun çantasını açmasını kapıda beklemek
Never sat on the porch and hoped and prayed
Asla verandada oturmadım ve umdum ve dua ettim
For a dad to show up who never did
Hiç göstermediği bir baba göstermesi için
I just wanted to fit in
Sadece yerine uydurmak istiyorum
Every single place
Her bir yer
Every school I went
Her gittiğim okul
I dreamed of being that cool kid
Havalı bir çocuk olmayı hayal ettim
Even if it meant acting stupid
Aptal görünmeyi gerektirse bile
Aunt Edna always told me
Edna hala bana herzaman söyler
Keep making that face till it gets stuck like that
Bu yüzü korumayı böyle bir çıkmaza girene kadar
Meanwhile I'm just standing there
Bu arada orada oturuyordum
Holding my tongue up trying to talk like this
Bu şekilde konuşabilmek için dilimi tutuyordum
Till I stuck my tongue on the frozen stop sign poll at 8 years old
Dilimi soğuğa yapıştırana kadar 8 yaşındayken
I learned my lesson then cause I wasn't tryin to impress my friends no more
Sonra dersimi aldım çünkü arkadaşlarımı etkilemeye çalışmıyordum artık
But I already told you my whole life story
Ama sana bütün hayat hikayemi anlattım bile
Not just based on my description
Sadece açıklamalarıma dayanmıyor
Cause where you see it from where you're sitting
Çünkü oturduğun yerden bakınca
Is probably 110% different
Muhtemelen %110 farklı görüyorsun
I guess we would have to walk a mile
Sanırım bir mil yürümemiz gerekti
In each other's shoes, at least
Birbirimizin ayakkabılarıyla,en azından
What size you wear? I wear tens
Kaç numara giyiyorsun? benimki 10
Let's see if you can fit your feet
Görelim bakalım ayaklarına uyuyormu

[Chorus]
In my shoes, just to see
Ayakkabılarımın içinde, sadece görmek için
What it's like, to be me
Neye benzediğini, benim gibi olmanın
I'll be you, let's trade shoes
Senin olacağım, hadi ayakkabıları değiştirelim
Just to see what I'd be like to
Sadece görmek için ne olmaktan hoşlandığımı

Feel your pain, you feel mine
Kendi acını hisset,benim acımı hisset
Go inside each other's mind Just to see what we find
Birbirimizin aklına gidelim Sadece ne bulacağımızı görmek için
Look at shit through each other's eyes
Bakalım şu boka birbirimizin gözlerinden
But don't let 'em say you ain't beautiful
Ama onların güzel olmadığını söylemelerine izin verme
OoOo They can all get fucked.
Cehenneme kadar yolları var.
Just stay true to you sOoOoo
Kendi doğrunla kal o yüzden
Don't let 'em say you ain't beautiful
Onların senin güzel olmadığını söylemelerine izin verme
OoOo They can all get fucked.
Cehenneme kadar yolları var
Just stay true to you sOoOoo
Sadece kendi doğrunla kal o yüzden

Lately I've been hard to reach I've been too long on my own
Son zamanlarda ulaşılmazdım uzun süredir kendi başımaydım
Everybody has a private world
Herkesin bir özel hayatı var
Where they can be alone
Yalnız olabileceği bir yerde
Are you calling me,are you trying to get through
Bana mı sesleniyorsun, üstesinden gelmeye mi çalışıyorsun?
Are you reaching out for me, I'm reaching out for you
Bana el mi uzatıyorsun, ben sana elimi uzatıyorum
sOoOoo Oo Oo

Yea... To my babies. Stay strong.
Evet...Bebeğime.Güçlü kal.
Daddy will be home soon
Baban yakında evde olacak
And to the rest of the world, god gave you the shoes
Ve dünyanın geri kalanına, tanrı sana ayakkabılar verdi
That fit you, so put em on and wear em
Sana uyan, o yüzden al onları ve giy
And be yourself man, be proud of who you are
Ve kendin ol adamım, kendinle gurur duy
Even if it sounds corny,
Don't ever let no one tell you, you ain't beautiful
Kimsenin sana söylemesine izin verme,senin güzel olmadığını

31 Temmuz 2009 Cuma

Shakira - She Wolf ( Türkçe Çevirisi )






S.O.S she is in disguise
İmdat! O kılık değiştirmiş
S.O.S she is in disguise
İmdat! O kılık değiştirmiş
There’s a she wolf in disguise,
Kılık değiştirmiş bir dişi kurt var
Coming out, coming out, coming out
Ortaya çıkıyor, ortaya çıkıyor, ortaya çıkıyor

A domesticated girl that’s all you ask of me
Evcilleşmiş bir kız hepsi bu bana sorduğun
Darling it is no joke, this is lycanthropy.
Hayatım bu şaka değil, bu kurda dönüşmek
Moon’s awake now, with eyes wide open
Ay uyanık şimdi, gözleri açık şekilde
My body is craving, so feed the hungry Vüdutum iştahlı, öyleyse açlığı doyur

I’ve devoting myself to you
Kendimi sana ayırdım
Monday to Monday
Pazartesi'den Pazartesi'ye
And Friday to Friday
Ve Cuma'dan Cuma'ya
Not getting enough retribution
Ceza yeterli gelmiyor
Not getting enough retribution or decent incentives to keep me at it
Ceza yeterli gelmiyor ya da terbiyeye teşvik etmiyor beni orada tutmak
Starting to feel just a little abused
Birazcık istismar edilmiş gibi hissettiriyor
Like a coffine machine in an office (aaa)
Tıpkı ofisteki bir kahve makinası gibi
So im gonna go somewhere closer
O yüzden daha yakın bir yere gideceğim
To get me a lover and tell you about it
Bir aşık bulmak için ve sana bunu anlatacağım


There’s a she wolf in the closet,
Gardropta bir dişi kurt var
Open up and set her free {auuuu}
Aç ve onu serbest bırak
There’s a she wolf in the closet,
Gardropta bir dişi kurt var
Let it out so it can breath (inhales, exhales)
Onu bırak ki nefes alabilsin (Nefes alıp versin)

Sitting across the bar, staring right at her pray,
Barın karşısında oturuyorum, onun ibadetine bakıyorum
It’s going well so far, she’s gonna get her way.
Şimdiye kadar iyi gidiyor, O onu uzaklaştıracak
Nocturnal creatures are not so prudent,
Gece yaratıkları pek sağduyulu değil
The moon’s my teacher, and i’m her student.
Ay benim öğretmenim, ve ben onun öğrencisiyim

To look at the single man I’ve got on me a special radar,
Şu yalnız adama bak, onu özel radarıma aldım
And the fire department’s hotline in case i get in trouble later
Ve itfaiye acil servisi durumunda başım belaya girer sonra
Not looking for cute little divos or rich city guys that just want to enjoy
Tatlı küçük ilah aramıyorum ya da sadece eğlence isteyen zengin züppelerini
I’m having a very good time in the heat, very bad in the arms of a boy
Çok iyi zaman geçiriyorum ateşte, bir erkeğin kollarında ise çok kötü

There’s a she wolf in the closet,
Gardropta bir dişi kurt var
Open up and set her free {auuuu}
Aç ve onu serbest bırak
There’s a she wolf in the closet,
Gardropta bir dişi kurt var
Let it out so it can breath (inhales, exhales)
Onu bırak ki nefes alabilsin (Nefes alıp versin)

S.O.S she is in disguise
İmdat! O kılık değiştirmiş
S.O.S she is in disguise
İmdat! O kılık değiştirmiş
There’s a she wolf in disguise,
Kılık değiştirmiş bir dişi kurt var
Coming out, coming out, coming out
Ortaya çıkıyor, ortaya çıkıyor, ortaya çıkıyor ( x2 )

There’s a she wolf in the closet,
Gardropta bir dişi kurt var
Let it out so it can breath (inhales, exhales)
Onu bırak ki nefes alabilsin (Nefes alıp versin)

Shakira - She Wolf ( Official Music Video )



Shakira'nın She Wolf isimli yeni single ının klibi yayınlandı.Buradan izleyebilirsiniz.


Shakira - She Wolf (Official Music Video) Full HD